Sayfalar

3 Ekim 2013 Perşembe

Manchester City 1 - 3 Bayern München 02.10.2013

MANCHESTER CITY
Joe Hart: Aslında Hart bugün beni şaşırtmadı. "Klasik" büyük maçlarda rezalet goller yeme serisini devam ettirdi. İlk golde top sekmeden gelmesine rağmen topu yumruklayamaması ve ikinci golde Clichy'nin hatasına o da katılarak kaleden çıkmamasıyla en kötü maçlarından birini ortaya koydu.
Micah Richards: Hücum anlamında City'nin bekleri bugün sınıfta kaldı. Richards bariz bir hata yapmamasına rağmen Ribery'i savunmakta çok güçlük çekti.
Gael Clichy: Maç boyunca takımındaki iyi oynayan tek oyuncuydu. Ta ki Müller'i 2. golde kaçırana kadar. Rakibini tamamen unutunca Bayern'in maçı garantiye almasını sağladı.
Vincent Kompany: Kaptan defans kurgusunu tam olarak sağlayamadı. Müller'i kontrol edemedi.
Nastasic: Lescott'u yedek bıraktıktan sonra şansını iyi değerlendiremedi.
Yaya Toure: City'de ortasahanın direği olan Toure bugün kendinden hiç beklenmeyecek bir performans sergilerdi. Defansından aldığı pasları sürekli olarak kaybedince mağlubiyete yelken açan ilk olarak o oldu.
Fernandinho: Sahadaki en diri oyunculardan biriydi oyun başlarında. Ancak takımıyla beraber o da maç içinde oyundan düştü.
Nasri: Silva varken neden oynadığını anlayamadım açıkçası. hiç pas yapamadı ayağına gelen topları kaybetti.
Jesus Navas: Micah Richards ile birlikte en çok yorulan iki oyuncu olabilir. Maçta hiçbir aksiyon yaratamadı. Vasatın altında performans sergiledi.
Edin Dzeko: Beklenin çok çok altında kalan bir başka City oyuncusu. Belki pek alışık olmadığı bir mevkide oynamamış olabilir ama hiçbir şey saha içinde bu kadar pasif kalmasını açıklayamaz.
Sergio Agüero: City taraftarlarının en çok ümit beslediği isim olan Agüero bu maç sahada neredeyse hiç yoktu. Manchester derbisinde sergilediği futbol ile neler yapabileceğini göstermesine rağmen takıma bugün yeterli katkıyı sağlayamadı.
BAYERN MÜNCHEN
Manuel Neuer: Bugün belki de en pasif adam oydu. Yediği golde yapabileceği bir şey yoktu. Her zamanki gibi rakip forvetlere saldığı korkuyla bu maçta hiç zorlanmadı.
Jerome Boateng : Sürekli önde oynayan Bayern de savunmalar hiç yorulmadı diyebiliriz. Çok gereksiz bir kırmızı kart yedi. Skor 3-0'ken Yaya Toure'ye arkadan müdahelesinenin karşılığını da kızarıp oyundan çıkarken aldı. 
Dante: Hatasız bir maç ve Müller'in golündeki aslan payı Clichy(!) ile beraber onundu. Belki onun için maçın oyuncusu diyebiliriz.
Rafinha: Lahm'ın sağ bekteki eksikliğini hücum yönünde oldukça arıyor Bayern. Yine de bu maçta kendini çok sıkmadan rahat oynadı.
David Alaba: Hücüm ve defans anlamında ikisini aynı anda yapan en iyi sol bek. Maç boyunca savunma kısmında çok iş düşmese de hücümda Ribery'ye sürekli destek verdi.
Schweinsteiger: Geliştirilen tüm ataklarda top onun ayağından bir kez geçiyor. Rahat bir oyunla galibiyet alan Bayern'in orta sahasının bel kemiği durumunda. 
Phillip Lahm: Guardiola'nın göreve gelmesinden sonra yıllardır oynadığı sağ bek pozisyonundan defansif ortasaha mevkisine geçiş yaptı. Savunmayla orta saha arasındaki tüm topları birer birer topladı. Maçı hatasız oynadı desek yanlış olmaz sanırım.
Toni Kroos: Ofansif olarak takımı öne çıkaran adam oydu. Sürekli ceza sahasına yaklaşarak hücumda kalabalıklaşmayı sağladı.
Arjen Robben: Maç genelinde pek ortada gözükmeyen Robben 3. golünü kendi klasiğinin dışında bu sefer sağ ayakla attı. Kendi çok yormadan maçı tamamladı.
Franck Ribery: Ribery bildiğimiz Ribery. Attığı golde Hart'ın büyük hatası olsa bile muhteşem köşeye sert bir şut çekti. Maçın genelinde kendi kanadında zorlanmadı. Olabildiğince takımına maksimum verimi sağladı.
Thomas Müller: Guardiola'nın Messi'den sonraki sahte 9 numarası. Bitmeyen enerjisi sayesinde sürekli rakip savunmaları rahatsız etti. Muhteşem takipçiliğiyle attığı golle City'nin fişini çekti.

Real Madrid 0 - 1 Atlético Madrid 29.09.2013



   Bir tarafta lige fırtına gibi başlayan bir Atletico Madrid, diğer tarafta lige bomba transferlerle giren Real Madrid. Haftalardır oynadığı agresif, direk skora giden anlayışını yine sahaya yansıttı Atletico. Kazanmaya aç oyunculardan oluşan takımın başında Diego Simeone gibi bir teknik direktörde olunca maçın nasıl geçecegini hepimiz önceden biliyorduk. Real Madrid ise 6 maçta 5 galibiyet almasına rağmen hala kendini bulabilmiş değil. Özil'in gidişinden sonraki takımın yalpalanması hala sürüyor.
   Maça birçok oyuncusundan yoksun olarak çıkan Real Madrid, Xabi Alonso'yu sene başından beri arıyor. Ancelotti, onun yerine monte etmeye çalıştığı Illarramendi'ye bugün sadece 45 dakika dayanabildi. Ronaldo'nun maçın ilk 25 dakikalık bölümünde santrafor pozisyonunda oynaması daha sonra sağa geçmesi ile Real Madrid'in hala oturmuş bir takım formasyonu olmadığını rahatça görebildik sahada. Her ne kadar maç boyunca daha fazla topa sahip olan taraf olsalar da, pozisyon üretmekte ve ceza sahası içine girebilmekte bir o kadar zorlandılar. Maçın son bölümlerinde 4-2-4'e geçse bile golü bir türlü bulamadılar.
   Atletico 1999'dan beri ilk kez Real Madrid'i La Liga'da mağlup etti. Geçen sezonun ortalarından itibaren gördüğümüz futbolu aynen sergilediler. Topu Real Madrid'e bırakıp geliştirdikleri hızlı ataklarla rakip kalede etkili oldular. Bunda en büyük katkıyı tabi ki Diego Costa sağladı. Maç boyunca Pepe ve Ramos için çok etkili bir tehdit oldu ve dakika 11'de de defansın arkasına sarkarak maçın skoru belirleyen gole şık bir plase ile imzasını attı. Geçen seneki büyük maç kaybetme fobisini bu sene yenen Simeone'nin öğrencileri bu derbiyle beraber çok büyük moral kazandı. 

  
 İlk yarıda Benzema'nın 2 kafa vuruşu ile gole yaklaşan Real'e karşın, erken gelen gol ile Atletico geriye yaslanıp ileride Costa'yı aradı. İkinci yarı Bale ve Modric'i oyuna alan Ancelotti, oyunun havasını bir türlü değiştiremedi. Üst üste yaptığı hatalar ile hücüm organizasyonlarını bozan Arbeloa'ya ise yedek kulübesini yolu gözüküyor önümüzdeki haftalar için. Koke'nin direkten dönen topunda da şans Real Madrid'in yanındaydı, maçı orada kopabilirdi.
   İnanılmaz bir tempo yakalayan Atletico, Kral'ın takımına şampiyonluk yarışındaki ilk çelmeyi taktı. Mesut'un gidişi sonrası henüz belirli bir sistemi yakalayamayan Real Madrid'in önünde ise aşılması zor olan bir duvar var gibi gözüküyor.
   Real Madrid cephesinde hafta içi hareketli geçecek gibi gözüküyor. Kopenhag'a karşı alınacak bir beraberlik bile taraftarı çileden çıkartabilir. Kazanılan derbiyle beraber taraftarının yüzünü güldüren Atletico, rahat bir hafta geçirecek gibi gözüküyor.