Sayfalar

maç özetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maç özetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2013 Cumartesi

Portekiz 1 - 1 İsrail 11.10.2013

   Brezilya 2014 yolunda E grubu mücadelesinde Portekiz evinde İsrail'i ağırladığı maçta 1-1'lik skorla bir puana razı oldu.
   Maç öncesinde Meireles ve Bruno Alves'in eksikliği konuşulsa da, Ronaldo'nun varlığı bütün eksileri kapatacak güçtü bir faktördü. Portekiz maça hızlı başladı, ilk 10 dakika geçildiğinde net gol pozisyonu olmasa bile birçok atak organizasyonu yaptı. Özelikle kanatları etkili olarak kullanan Portekiz takımı, kanat oyuncuları ve beklerin bindirmeleriyle birçok orta denedi. Topa sahip olan, rakibine üstünlüğüne kabul ettiren taraf olan Portekiz, 27. dakikada golü Ricardo Costa ile buldu(Önce Pepe olarak gösterilen gol sonradan Ricardo Costa'ya yazıldı). Yine derin bir ortadan gelen pasla arka direkteki Ricardo Costa düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi.
   İlk yarı sonuna dek Portekiz çok baskı yapmasa da, topu ayağında tutmayı bildi ve birçok hücum organizasyonu denedi. Birkaç kez sağ kanattan ve uzun toplarla pozisyon arayan İsrail çok varlık gösteremedi. İkinci yarıya konuk İsrail takımı oldukça önde başladı. Savunma çizgilerini neredeyse orta sahaya kadar çekip, topu Portekiz yarı sahasında oynadılar, ancak bu 10 dakikalık süreçte golü bulamadılar. Takip eden dakikalarda topa sahip olan taraf yine Portekiz'di. İlk goldekine benzer bir ortada topu kafayla ağlara gönderen Hugo Almeida'nın golü ofsayt gerekçesiyle sayılmadı. Portekiz ortadan atak yapmakta zorlandıkça kanatlara döndü ve birçok orta organizasyonu, seken toplardan gelen birçok korner fırsatı yakaladı. İsrail takımı kapalı oyunuyla skoru uzun süre 1-0'da tuttu ve dakika 84'te Ben Basat kalecinin resmen "hediye" ettiği bir topla, bu hatayı değerlendirerek eşitliği sağladı. Kalan dakikalarda baskı kurmaya çalışan Portekiz golü bulamadı. 90. dakikada Ronaldo'nun 18-19 metreden kullandığı frikik taraftarı heyecanlandırsa da Ronaldo gol hanesine adını yazdıramadı. Bu sonuçta Portekiz liderlik şansını mucizelere bıraktı. Bir sonraki maçta Rusya'nın farklı yeniliğ, Portekiz'in farklı kazanması gerekiyor, ancak bu da mümkün gözünmüyor.
   Portekiz'in puan kaybına rağmen artılarına gelince; maç boyunca sabırlı, organize bir şekilde futbol oynayan Portekiz'in oyun mentalitesini olumlu buldum. Oyuncular başıboş oynamıyorlar. Savunmanın ortasında Ricardo Costa ve Pepe, Bruno Alves'in yokluğuna rağmen neredeyse katasız oynadılar. Bekler Antunes ve Almeida sık sık ileri çıkıp kanat oyuncularına destek oldular, çoğu pozisyonda da ortaları bu oyuncular açtı. Orta sahada, oyundan çıkana dek Veloso iyi bir oyun sergiledi. Pepe ile birlikte oyun kurma görevi ona düştü bu maçta. Diğer ortasaha oyuncuları Joao Moutinho ve Ruben Michael birkaç pozisyon üretmeleri dışında vasatı aşamadı. Takım olarak genel problem, topu ortadan taşıyamamak, Ronaldo'yu besleyememek ve kenel olarak Ronaldo'yu kullanamamak oldu. Takımın organize olması ve bilinçli oynaması güzel ama elinizde Ronaldo gibi bir koz varken onun üstünden oynamak da çok kötü bir fikir olmasa gerek. Ronaldo çok çabaladı, çok koşu yaptı ama istediği pasları alamadı. Birçok atak organizasyonunda takım arkadaşları pas tercihlerini ondan yana kullanmadılar(kasıtlı vermediler anlamına gelmesin) ve katı İsrail savunmasının arasında Ronaldo kayboldu.Birkaç kontratak pozisyonunda hızıyla etkili olmaya çalışsa da, Ronaldo da vasatı aşamadı. Nani ve Almeida'ya gelince, Almeida görevini yerine getirmeye çalıştı, savunmayla iç içe oynadı, topları indirmeye ve arkası dönük oynamaya çalıştı, yandan gelen ortalara birkaç kez iyi yükselse de golü bulamadı. Bir pozisyonda golü buldu ama onda da ofsayta takıldı. Nani ise gecenin hayal kırıklığı oldu. Kanat organizasyonlarında orta açmak yerine topla oynamayı tercih etti. Ne takıma verimli paslar verebildi, ne de bireysel yetenekleriyle fark yarattı. Sağ kanatta adeta kayboldu, ayağına gelen topları da cömertçe harcadı. Son dakikalarda rölantide giden maçta Portekiz takımı kalecisi Rui Patricio yaptığı büyük pas hatasıyla İsrail'e bir puanı kendi elleriyle verdi.
   Portekiz takımı ortasahanın ortasında dikine gidebilecek bir  oyuncunun eksikliğini aradı. Zaman zaman Veloso, zaman zaman moutinho'yla pozisyon üretmeye çalışsa da, iki oyuncu da defansif oynayan İsrail takımının safları arasında kayboldu. Meireles'in varlığı muhtemelen orta sahada olumlu bir etki yapacaktır. Portekiz'in çok üst düzey olmasa bile iyi ve yeterli bir takımı var Buna rağmen özellikle skor üretmekte zorlandıları maçlarda mentalitelerini biraz değiştiriğ iyice Ronaldo üstünden oynamalılar. Bu maçta hiç etkili pozisyona giremeyen Ronaldo'nun neleri değiştirebileceğini hepimiz biliyoruz. Bugün hayak kırıklığı yaratsa da, Portekiz eksiklerini giderip, formda bir Ronaldo'yla Brezilya'ya gidip kupanın iddialı ekiplerinden biri olacak güçte.

   Hayal kırıklığı: Nani

   -------> Maçın Özeti

7 Ekim 2013 Pazartesi

Juventus 3 - 2 AC Milan 06.10.2013

   İtalya'nın gerçek derbisinde Juventus Arena'da Juventus ve Milan buluştu. Çarşamba günü Şampiyonlar liginde Galatasaray'a kaptırılan 2 puandan sonra Juventus'un mutlak bir galibiyete ihtiyacı vardı. Milan cephesinde de sezon başından beri süre gelen sakatlar kervanı bugünde oldukça dolgundu. İlk maçında sakatlanan Kaka, Ajax maçında sakatlanan Balotelli, Pazzini ve El Sharaawy. Bu derbiye en azından 1 puanı almak hedefiyle çıktılar sahaya.
   Sahaya sürülen 11'lerde en çok şaşırdığım tercih Pogba'nın kadroda olmayışıydı son Galatasaray maçında takımının en iyilerindendi. Buna karşılık Allegri, elindeki kadronun en iyisini sahaya sürdü.
  Santrayla beraber ani bir baskı yapan Milan, Juventus'un da konsantrasyon kaybından yararlanarak henüz 18. saniye iyi bir organizasyon sonucu Muntari ile 1-0 öne geçti. Ancak Milan takımı maçın devamında bu performanstan oldukça uzak kaldı. İlerdeki topları kullanamayışını oyun kurucu eksikliğine bağlıyorum. Dakika 10 civarında Juventus baskıyı arttırdı, direkt kaleye akınlar gerçekleştirdi. 14. dakikada Tevez'in yayın hemen üzerinde aldığı faul, Milan'a çok pahalıya patladı. Yıllardır oynadığı takıma karşı enfes bir frikik golü attı Pirlo.
  Bu sezon çoğu Milan'ın çoğu maçında olduğu gibi ilk yarı eşitlikle sonuçlandı. İkinci yarı başlarken iki teknik adamda değişiklik yapmadan devam etti.
  İkinci yarının 10 dakikasında Conte, bu maçta vasatı aşamayan Padoin'in yerine son haftaların formda ismi Pogba'yı sahaya sürdü. Oyunu yavaş yavaş hareketlendiren Pogba, Tevez ve Pirlo üçlüsü rakibi kendi sahasına hapsetti. Juventus skoru bulamayınca bulduğu pozisyonları kolayca harcayan Quagliarella çıktı ve yerine Atom Karınca Giovinco girdi. Girmesiyle beraber yakaladığı ilk pozisyonda Milan savunmasını süründürerek golü attı. Milan ikinci yarıda hiçbir etkili hücum organiyasyonu yapamadı. Belki de Emmanuelson'u oyuna alıp kanat organizasyonları yapmayı deneyebilirdi ama geriye de düştükten sonra pek şansı kalmadı zaten. Oyunu domine eden Juventus topu çok rakip yarı sahada çok rahat kullandı. Hele ki birde Pirlo'ya sahip olunca Milan'a hiçbir şans vermediler. Oyunu soğutması, paslarındaki isabet ve takıma yaptığı liderlik maçı kazandırdı desek yerinde olur. Dakika 75 olduğunda topun başında yine Pirlo vardı. Frikikte tam çataldan oyuna dönen topu Chiellini tamamladı. Taraftarların Pirlo tezahüratları eşliğinde maçı bitiriyordu Juventus.
   Dakia 90'da yine bu sezon klasikleşen son dakika golünü atan Muntari son dakikalarda takımına umut verse de tecrübesiyle 3 puanı hanesine yazdırdı Juventus.
   7 hafta sonunda 8 puan alan Milan çok zorlu bir dönemden geçiyor. Sakatların dönmesiyle tekrar yukarılara çıkacaklardır. Juventus için Roma'nın puan kaybı yapmadan geçtiği haftada puan kaybetmemek çok önemliydi. Bu sonuçla birlikte Conte yine kendi sahasında Allegri'ye geçit vermemiş oldu.

   Maçın Adamı: Pirlo, Dün Totti'nin gösterdiği performanstan sonra bugünde Pirlo takımına galibiyeti getirdi. Bu tip bir oyuncuyu bu seviyede izlemek çok büyük bir zevk!
   Kırılma Anı: Pogba'nın oyuna girmesi ve Mexes'in çok gereksiz kırmızı kartı
   Hayal Kırıklığı: Matri. Eski takımına karşı çok etkisiz kaldı. Juventus savunması hiç zorlayamadı.

   -----------> Maç Özeti

6 Ekim 2013 Pazar

Internazionale 0 - 3 AS Roma 05.10.2013

   7. Haftada Inter Giuseppe Meazza'da Avrupa'nın en formda takımlarından Roma'yı ağırladı. Rekabetteki son yıllarda Roma üstülüğü ve form grafiklerine bakıldığında maç öncesi favori Roma'ydı.
   Inter taraftarını da arkasına alarak maça hızlı başladı. Topa sahip olup kısa paslarla Roma takımını yormaya çalıştılar. Ancak bunu yapabilecek kadar hızlı top çeviremediler ve Roma'nın 2. bölgedeki presi inanılmaz iyiydi. 37'lik Totti belki de sahada olduğu sürede en çok koşan oyunculardan biriydi. Sabırlı oynayan Roma kontrataklarla gol bulmaya odaklanarak oynadı. Henüz ikinci atağında ceza sahasına bile girmeden Gervinho'nun getirdiği topla yay civarında topla buluşan Totti, kontrol bile etmeden kaleye adeta bir mermi gibi vurdu ve eşitliği bozdu. Aynı oyununa devam eden Inter golün ardından baskısını sürdürürken, Guarin'in muhteşem şutuna bu kez direk izin vermedi. Gervinho ve Florenzi'nin kapılan toplardan sonraki ani dribblingleri ile Inter savunması çok yıprandı. Öyle ki dakikalar 40'ı gösterdiğinde Gervinho cezansahası içerisinde yerde kaldı hakem penaltı noktasını gösterdi. Topun başına "O" geldiğinde gol olacağından kimsenin şüphesi yoktu ki lig tarihindeki 230. golüne imzasını attı Totti.
   Maçın kırılma noktası ise devre arasına bir dakika varken Roma'nın 4'e 4 geldiği pozisyon oldu. Strootman'ın pasında sağ çaprazda topla buluşan Florenzi düzgün bir vuruşla topu köşeden ağlara gönderdi. İlk yarının en etkisiz iki ismi kesinlikle Jesus ve Pereira'ydı. Sahada sadece gölgeleri vardı sanki.
   İkinci yarıya Icardi'yi oyuna alarak başladı Mazzari. Ama bu da Roma savunmasını açmaya yetmedi. 3 puanı cepte gören Roma, kendini çok zorlamadan maçın temposunu yavaşlattı. 71. dakikada Ranocchia'nın golü ofsayta takıldı. Inter kalan dakikalarda baskıyı arttırsa da golü bulamadı ve kendi evinde mağlup oldu.
   Sezona fırtına gibi giren Roma 7'de 7 yapmasının yanında kalesinde sadece "1" gol gördü. Bu galibiyetle beraber diğer şampiyonluk adayları olan Juventus ve Napoli'ye mesaj gönderdi.
   Inter ise taraftarını üzmeye devam etti. 7 gollü Sassoulo galibiyetinden sonra geriden gelerek kazandıkları Fiorentina maçlarında aldıkları 6 puanla taraftarını arkasına aldı. Ama bu maçla beraber son iki haftada sadece 1 puanı hanesine yazdırabildiler. Mazzari'nin koltuğu sallantıda.

   Maçın Adamı: Francesco Totti, Roma forması ile ligde attığı tam 230. golü attı bugün. Sahada sarf ettiği eforla adeta genç oyunculara nazire yaptı. Attığı iki golle maçın adamı olmayı fazlasıyla hakediyor!
   Hayal Kırıklığı: Rodrigo Palacio, sahada neredeyse hiç yoktu. Cassano'nun gidişinden sonra ondan olan beklentilerde arttı. Bugün performansı tam bir hayal kırıklığı.
   Kırılma Anı: İlk yarının bitimine sadece bir dakika varken yenilen gol Inter'in umutlarını alıp götürdü.

Levante 2 - 3 Real Madrid 05.10.2013

   Geçtiğimiz hafta sonu evinde ezeli rakibine kaybettiği maçtan sonra mutlak galibiyete ihtiyacı olduğu bir maça çıktı Real Madrid. Bu maçta da geçen seneki deplasman fobisinin hala devam ettiğini ve Levante'nin sahaya galibiyet parolasıyla çıktığını gördük.
  Real Madrid'de sakat olan Bale ve Alonso bu maçın kadrosunda yine yer almadı. Ancelotti'nin ilk 11 tercihleri yine çok tartışacak cinstendi. Kopenhag'a karşı muhteşem bir oyun ortaya koyan Marcelo yerine Coentrao'nun sahada olması oldukça şaşırtıcıydı. Aynı şekilde Carvajal yerine Arbeloa.
  İlk dakikalar karşılık fauller sebebiyle oldukça sık durdu. Oyunun başlarından itibaren dağınık oynayan iki takım kameramanı oldukça çok yordu ilk yarıda. Real Madrid yine bu maçtada oyun kurucu eksikliğini çok büyük hissetti. Mesut'tan sonra alınan Isco tam olarak o bölgenin oyuncusu değil. Ronaldo ve Benzema'yı besleyen oyuncu olmayınca bu ikili oldukça etkisiz kaldı. Hücumda birlik olmadığı gibi savunmada da oldukça büyük boşluklar oluştu. Diawara, savunmanın arkasına yaptığı koşularla Varane'yi yıprattı. Ilk yarının sonlarında Real Madrid bastırsa da golsüz eşitlikle ilk yarı sona erdi.
   Oyunu kendi istediği sürdüren Levante ikinci yarının ilk 10 dakikasında Real Madrid'in kalesine gönderdi. Hızlı gelişen atakta Diawara takımını 1-0 öne geçirdi. Golden hemen sonra ileri çok adamla yerleşen Madrid, Marcelo'nun da oyuna girmesiyle daha dominant bir futbol sergilemeye başladı. Birkaç dakika içinde Ramos'un artık klasikleşen kafa golüyle eşitlik sağlandı ve Isco yerine Morata oyuna dahil oldu. Karşılaşmada sonra dakikalara girilirken Lopez ve savunmanın hatasıyla El-Zhar tekrar takımını öne geçirdi. Sonradan oyuna giren Morata cezasahasında kendini unutturunca Real Madrid'in ruhu tekrar canlandı. Dakikalar artık 90+4'ü gösterirken takımın SüperStarı ipleri eline aldı ve takıma 3 puanı getiren golü ağlara gönderdi. 
   Levante'nin dikkat çekici olan isimleri El-Zhar ve Diawara oldu. Takımlarına puan getiremeseler bile sonraki maçlar için taraftarlarına mesaj gönderdiler. Son 5 haftada alınan 6 puan onları orta sıralarda tutmak için yeterli oldu. Önümüzdeki hafta Celta Vigo deplasmanında alınacak puanlar onlar için çok önemli. 
  Real Madrid Mesut'u ve Alonso'yu hala mumla arıyor. Hücum organizasyonlarındaki düzensizlik gol sıkıntısını oluşturuyor. Sergio Ramos'un insanüstü performansını da es geçmek istemiyorum. Geriye düştükten sonra savunmadaki tek adam oldu, takımını tekrar ateşleyen golü attı. Bir savunma oyuncusundan daha fazlasını isteyebilir miyiz? 
  Son dakikadaki Ronaldo mucizesi olmasaydı Ancelotti'nin buradaki geleceği tehlikeye girer miydi bilmiyorum ama Alonso geri dönünce takımın tekrar bir makine düzenine gireceğini görebiliyorum. Milli maçlardan sonra Malaga, Barcelona ve iki Juventus maçıyla zorlu bir döneme girecek Real Madrid'de neler olacağını hep birlikte göreceğiz.


   Maçın Adamı: Sergio Ramos
   Hayal Kırıklığı: Fabio Coentrao

Bayer 04 Leverkusen 1 - 1 Bayern München 05.10.2013

   Maçtan yaklaşık bir saat önce Dortmund'un Gladbach deplasmanında puan kaybetmesiyle beraber iki takımında haftayı lider kapatma şansı bulunuyordu. Maça Bayern'i geçen sene ligde devirebilen takım unvanı ile çıktı Leverkusen. Bayern ise hafta arasında City galibiyetinden verdiği moralle sahaya çıktı.
   Maçın hemen başlarında topu ve oyunun hakimiyetini eline alan taraf tahmin edebileceğiniz gibi Bayern'di. Thiago ve Martinez'in sakatlıklarından dolayı önlibero oynattığı Lahm sayesinde ortasahadaki pas yüzdesi arttı ve savunmadan çıkarken takımını rahatlattı. Leverkusen topu rakibine bırakıp geri yaslandı ve hızlı çıkışlarla gol aradı.
   Robben'i bu maçta kenarda başlatan Guardiola formayı Shakiri'ye verdi. Rafinha-Shakiri kanadından istediği verimi alamayınca ağırlıklı olarak soldan yüklendiler. Ribery'nin özel çabaları ve Alaba'nın inanılmaz hücum gücü ile birleşince Leverkusen sağ kanadı yol geçen hanına döndü. Müller'in kaçırdığı iki net pozisyon sonrası resmen gol geliyorum dedi. Dakika 30'u gösterdiğinde perdeyi Kroos açtı. Ribery'nin muhteşem çalımlarından sonra adeta Kroos'a "al da at dedi." Ancak sevinci çok sürmedi Bayern'in. Daha bir dakika dolmadan Sidney Sam'in açtığı ortada Neuer'in "Petr Cech hatası" yaparak golün hazırlayıcısı oldu. 10 kişi ile kendi ceza sahası çevresinde yoğunlaşan Leverkusen ilk yarıda başka pozisyon vermedi.
   İkinci yarı da ilk yarının bir kopyası gibiydi. İlerde tek başına Boateng ve Dante ile mücadele eden Kiessling bir kez daha ne kadar çalışkan bir forvet olduğunu kanıtladı. Leno'nun gayretleri sayesinde kalesini gole kapatan Leverkusen, kapılan topları Sam ve Kiessling'e aktarmaya çalışarak bir yandan golü kolladı.
Guardiola'nın Robben hamlesi çok geç geldi. Bu hamleden sonra oyuna hareketlilik kattı buna karşılık olarak Sami Hyppia'nın Son Heung-Min hamlesi bir tehdit niteliğindeydi. Götze ve Mandzukic değişiklikleri beklenen katkıyı veremedi. Son dakikalarda tüm oyuncularıyla yüklenen Bayern, 90+1'de Son'un tek kişilik resitali ile elindeki 1 puanı da kaybedebilirdi.
   Bu sonuçla Leverkusen, Dortmund'la puanlarını eşitlerken, Bayern ait olduğu liderlik koltuğuna tekrar oturdu. Bakalım önümüzdeki haftalarda onları oradan indirecek bir güç çıkacak mı? Ama Guardiola bugün yaptığı gibi tarzının dışına hiç çıkmazsa 3 puan yerine 1 puan alacağı çok hafta olacaktır.

   Maçın Adamı: Sidney Sam
   Hayal kırıklığı: Thomas Müller
   

   Maçın golleri

3 Ekim 2013 Perşembe

Real Madrid 0 - 1 Atlético Madrid 29.09.2013



   Bir tarafta lige fırtına gibi başlayan bir Atletico Madrid, diğer tarafta lige bomba transferlerle giren Real Madrid. Haftalardır oynadığı agresif, direk skora giden anlayışını yine sahaya yansıttı Atletico. Kazanmaya aç oyunculardan oluşan takımın başında Diego Simeone gibi bir teknik direktörde olunca maçın nasıl geçecegini hepimiz önceden biliyorduk. Real Madrid ise 6 maçta 5 galibiyet almasına rağmen hala kendini bulabilmiş değil. Özil'in gidişinden sonraki takımın yalpalanması hala sürüyor.
   Maça birçok oyuncusundan yoksun olarak çıkan Real Madrid, Xabi Alonso'yu sene başından beri arıyor. Ancelotti, onun yerine monte etmeye çalıştığı Illarramendi'ye bugün sadece 45 dakika dayanabildi. Ronaldo'nun maçın ilk 25 dakikalık bölümünde santrafor pozisyonunda oynaması daha sonra sağa geçmesi ile Real Madrid'in hala oturmuş bir takım formasyonu olmadığını rahatça görebildik sahada. Her ne kadar maç boyunca daha fazla topa sahip olan taraf olsalar da, pozisyon üretmekte ve ceza sahası içine girebilmekte bir o kadar zorlandılar. Maçın son bölümlerinde 4-2-4'e geçse bile golü bir türlü bulamadılar.
   Atletico 1999'dan beri ilk kez Real Madrid'i La Liga'da mağlup etti. Geçen sezonun ortalarından itibaren gördüğümüz futbolu aynen sergilediler. Topu Real Madrid'e bırakıp geliştirdikleri hızlı ataklarla rakip kalede etkili oldular. Bunda en büyük katkıyı tabi ki Diego Costa sağladı. Maç boyunca Pepe ve Ramos için çok etkili bir tehdit oldu ve dakika 11'de de defansın arkasına sarkarak maçın skoru belirleyen gole şık bir plase ile imzasını attı. Geçen seneki büyük maç kaybetme fobisini bu sene yenen Simeone'nin öğrencileri bu derbiyle beraber çok büyük moral kazandı. 

  
 İlk yarıda Benzema'nın 2 kafa vuruşu ile gole yaklaşan Real'e karşın, erken gelen gol ile Atletico geriye yaslanıp ileride Costa'yı aradı. İkinci yarı Bale ve Modric'i oyuna alan Ancelotti, oyunun havasını bir türlü değiştiremedi. Üst üste yaptığı hatalar ile hücüm organizasyonlarını bozan Arbeloa'ya ise yedek kulübesini yolu gözüküyor önümüzdeki haftalar için. Koke'nin direkten dönen topunda da şans Real Madrid'in yanındaydı, maçı orada kopabilirdi.
   İnanılmaz bir tempo yakalayan Atletico, Kral'ın takımına şampiyonluk yarışındaki ilk çelmeyi taktı. Mesut'un gidişi sonrası henüz belirli bir sistemi yakalayamayan Real Madrid'in önünde ise aşılması zor olan bir duvar var gibi gözüküyor.
   Real Madrid cephesinde hafta içi hareketli geçecek gibi gözüküyor. Kopenhag'a karşı alınacak bir beraberlik bile taraftarı çileden çıkartabilir. Kazanılan derbiyle beraber taraftarının yüzünü güldüren Atletico, rahat bir hafta geçirecek gibi gözüküyor.