Sayfalar

manchester city etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manchester city etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2014 Cuma

Şampiyonlar Ligine Doğru (Son 16) | Part 1


    Gruplarda oynanan son maçların üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Bu süre zarfından, ikinci tur eşleşmeleri kuralar sonucunda belli oldu. Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Bayern Münih geçen sezon olduğu gibi, ikinci turda Arsenal ile eşleşti. Temsilcimiz Galatasaray, Mourinho'nun Chelsea'si ile eşleşti. Artık son 16'ya girilirken takımların son durumlarını ve eşleşmeleri mercek altına alacağız.

   Bayer Leverkusen - Paris Saint-Germain


   Bildiğiniz gibi Almanya Bundesliga'da son iki yıldır hakimiyet Bayern'in elinde. Sakatlıklar yüzünden İlkay ve Piszczek gibi oyuncularını uzun süre oynatamayan Dortmund'un performansı oldukça düşük bu sezon. Bu fırsattan yararlanmak isteyen Leverkusen ligde hali hazırda ikinci sırada. Almanya Kupası çeyrek finalinde Kaiserslautern'e kaybedip elendiler. PSG tarafında ise moraller yüksek. Monaco'yla arasındaki farkı 5 puanda tutuyorlar ligde. Şampiyonluk yolunda avantajlı durumda. Geçtiğimiz sezon Messi'ye boyun eğen PSG bu sefer yatırımlarının karşılığını Avrupa'da almak istiyor. Leverkusen ise Barça faciasının ardından bu sefer çeyrek finali görmek istiyor. Kariyerinde Şampiyonlar Ligi kazanmayan İbrahimoviç de bu yoldan finale gidebileceklerine inanıyor.

Eksikler
Emre Can (Cezalı)
Stefan Reinartz (Sakat)
Robbie Kruse (Sakat)
Edinson Cavani (Sakat)
Christophe Jallet (Sakat)

   Paris Saint-Germain maçın ve turun favorisi. Leverkusen'in bu turdaki şansının yükselebilmesi için evindeki maçı mutlaka kazanması gerekiyor.

   Leverkusen evinde iyi bir performans sergiliyor ancak gol sıkıntısı var. PSG de aynı şekilde deplasmanlarda zaman zaman gol sıkıntısı yaşayabiliyor. Leverkusen'in önünde zorlu Schalke maçı var, öte yandan PSG evinde Valenciennes'i 3-0'lık skorla mağlup etmeyi başardı.

   Kilit oyuncular


Stefan Kiessling



   Bu sezon attığı 14 golle takımının en golcü oyuncusu durumunda. 24 yaş ortalamasına sahip olan takımda 30 yaşıyla en tecrübeli isimlerden biri. Arkadaşlarına yapacağı top servisleri ve ilerde yapacağı presle takımına öncü olacak. Leverkusen'in PSG'ye karşı en etkili kozu tabii ki o olacak.

Zlatan İbrahimoviç



   Zlatan İbrahimoviç her zaman olduğu gibi spektekülar goller atmaya devam ediyor. Ancak PSG son zamanlarda deplasmanlarda gol yollarında etkisiz. Cavani'nin yokluğunda gol yükünü o çekiyor genel olarak. Gittiği her takımda şampiyonluklar kazanan İbra, eksik madalyasını tamamlamak istiyor. Bu yolda takımının da ona çok fazla ihtiyacı var.

  Tahmin

   Fransa'ya avantajlı bir skorla dönmek isteyen PSG'nin deplasmanda oyuna hükmedebileceğini düşünmüyorum. Genelinde orta saha mücadelesi şeklinde geçeceğini düşündüğüm karşılaşmada çok gol sesi çıkmaz.

   Manchester City - Barcelona


   Oynanacak 8 karşılaşmanın içinde en çok merakla bekleneni tabii ki bu maç. İçerde-dışarda tüm rakiplerine gol yağdıran City'nin karşısında en az onlar kadar gol atan Barcelona var. Özellikle evinde rakiplerine çok büyük üstünlük kuruyor iki takımda, her ne kadar ikisi de son maçlarında evlerinde mağlup olsalar da. Golcü kimliğiyle öne çıkan iki takım arasında eşleşme büyük heyecana sahne olacak.

Eksikler

Sergio Kun Agüero (Sakat)
James Milner (Cezalı)
Fernandinho (Sakat)
Jonathan dos Santos (Sakat)

   Gruplarda Pellegrini matematiğinin kurbanı oldu, son maçta eline geçen liderlik şansını değerlendiremedi. Bayern'e atacağı bir gol ikinci tur rakibini değiştirebilirdi. Agüero, Negredo ve Yaya Toure'nin istikrarlı futbollarıyla gruplarda zorlanmadılar. Diğer tarafta H grubundan çıkmayı kuralar çekilirken garantileyen Barcelona 13 puanla gruptan lider çıktı. Deplasmandaki performansları çok içici değildi, Milan'a karşı beraberlik ve Amsterdam deplasmanındaki mağlubiyet onların puan kayıpları oldu.

   City son bir haftadır geçtiğimiz 2-3 haftaya göre büyük bir düşüş yaşadı. Bundaki asıl etken Mourinho ve sakatlanan Agüero tabii ki. Oynadıkları son iki maçta gol atamadılar üstelik biri, ilk maçta 7-0 yendikleri Norwich City'ye karşı. Pellegrini yaptığı açıklamada, Fernandinho ve Agüero'nun Chelsea(FA Cup) ve Barcelona maçlarında oynayamayacağını açıkladı. Agüero'nun eksikliği çok büyük bir dezavantaj oluşturuyor, Barça savunmasını darmadağın edebileceğini hepimiz biliyoruz. İlk maçta Etihad'a konuk olacak Barcelona ise oynadığı son üç maçında  2012 yılından esintiler sunan muazzam futbolunu uzun zaman sonra sahaya yansıttı. Tabi Messi'nin dönüşü de buna büyük katkı sağladı. Xavi ve Daniel Alves de son maçlarda mükemmel oynadılar. İki takım içinde bu sezonun en zorlu maçı olacağı kesin salı günü oynanacak karşılaşmanın.

   Kilit oyuncular

Yaya Toure





   Agüero'nun yokluğunda hücumda takımına liderlik yapacak. Barça'ya karşı orta sahayı ele geçirmek bir o kadar zor ve önemli. Asıl görevi bunu sağlayabilmek. Görevini ne derece iyi yapacağı takımının kaderini belirleyebilir.

Lionel Messi





   Messi sakatlık dönüşünde muhteşem performanslar sergilemeye devam ediyor. Real Sociedad'a attığı gol biraz şansının yardımıyla başladı, inanılmaz bir son vuruşla iyi bitirdi. Gruplarda attığı 6 golle Ronaldo'nun 3 gol arkasında. Messi'nin böyle bir rekabetçi kişiliği yok ama yine de gol krallığında da yükselmek isteyecektir bu maçla birlikte.

   Tahmin

   Bol gollü bir karşılaşma olacağını tahmin ediyorum, taraf bakımından da bu sezon evinde muhteşem işler yapan City'nin bu maçta taraftarıyla birlikte, galibiyete yakın taraf olduğunu söyleyebilirim her ne kadar Agüero oynamasa da.

   Arsenal - Bayern Münih


   Arsenal ve Bayern Münih tıpkı geçtiğimiz sezon Bayern şampiyon olurken ki gibi son 16'da eşleştiler. Son bir yıllık süre zarfına baktığımızda Bayern'in turun ağır favorisi olduğunu söylemek mümkün. Ama ilginç bir istatistik var, önceki sene Emirates'ten 3-1 galip ayrılan Bayern ikinci maç bir hayli zorlanmış, deplasman golü kuralı sayesinde turlamıştı. Bu sezon Dortmund'a evinde puan kaybeden Arsenal rakibini deplasmanda 1-0'la geçti ve yine Manchester City gruplarda evinde Bayern'e 3-1 mağlup olmasına rağmen deplasmanda mükemmel bir geri dönüşle galip ayrılmışlardı. Yani İngiliz takımları Almanlara karşı hiç pes etmiyor verdiğim örneklerde bunun son bir yıl içindeki kanıtları. Aralarındaki iki maçta büyük çekişmeye sahne olacak.

Eksikler
Mikel Arteta (Cezalı)
Theo Walcott (Sakat)
Abou Diaby (Sakat)
Thomas Vermaelen (Sakat)
Kim Kallström (Sakat)
Aaron Ramsey (Sakat)
Franck Ribery (Sakat)
Holger Badstuber (Sakat)

   Arsenal'de aynı Manchester City gibi son bir haftayı çok kötü geçirdi. Liverpool karşısında alınan hezimet ve sonrasında liderlik şansı olduğu haftada Manchester United'yla berabere kalarak oldukça demoralize duruma geldiler. Sakatlıklar Wenger'in canını oldukça sıkmış durumda. Bayern Münih ise her hafta yeni rekorlar kırarak 3 kulvarda da yoluna devam ediyor. Hafta içinde oynanan kupa karşılaşmasında Mandzukic'in hat-trick'iyle Hamburg kalesin toplam 5 gol gönderdiler.

   Wenger sakatlıklar dolayısıyla kadro derinliği açısından büyük sorunlar yaşıyor, bu onun tercihlerini oldukça sınırlamış durumda. Diğer tarafta Guardiola'nın elinde iki düzine dünya klasında oyuncusu var neredeyse. Form durumları ve kadrolara bakıldığında bu maçın favorisi Bayern Münih. Geçen sene güle oynaya Emirates'ten 3-1 galip ayrılan Bayern Münih gerçekten bir Alman Panzeri'ne dönüştü iki yıldır. Mesut'un düşük performansıyla ev sahibinin şansı bu sefer çok daha az.

   Kilit oyuncular

   Mesut Özil

   Mesut Özil son maçlarda çok büyük bir düşüş yaşadı. Zaten sakatlıklardan dolayı dar bir kadrosu bulanan Arsenal'in en büyük kozu onun performansı. Takıma hücumda liderlik edecek isim tabii ki Mesut olacaktır yine. Ama Bayern gibi güçlü bir rakibe karşı kullanacağı her topun ayrı önemi var.

   Arjen Robben


   Ribery'nin yokluğunda takımın en büyük yıldızı o. Şampiyonlar Ligi finalindeki performans hala hafızalarımızda. Müller ve Mandzukic'le beraber takımın en büyük gol ayaklarından biri. Onun göstereceği istek ve arzu takımını ateşleyecektir.

  Tahmin

   City deplasmanında aldıkları rahat galibiyetin ardından İngiltere'den yine tur için avantajlı bir skor bularak dönecektir Bayern. Tahminim karşılaşmanın 2-3 golle sonuçlanması yönünde.

   AC Milan - Atletico Madrid


   Tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşayan Milan felaket bir sezon geçiriyor. Atletico Madrid ise son 20 yıldaki en iyi kadrosunu kurmuş, her kulvarda bomba gibi ilerliyor. Ancak geçtiğimiz hafta onlar için facia oldu. Real Madrid'e karşı kaybedilen iki maç ve Almeria deplasmanındaki 2-0'lık mağlubiyet. 3 maçta 7 golü kalesinde gören Atletico bir gol dahi atamadı rakip kalelere. Milan ise sezon başından beri istikrarsız bir performans sergiliyor, henüz üç maç üst üste galibiyetleri yok. Seedorf geldikten sonra bir silkinen Milan'ın oyun planı Balotelli üzerine kurulu. Son 3 aydır formsuz, isteksiz ve bencil olan Balo, takıma negatif bir etki yayıyor.

Eksikler
Robinho (Sakat)
El Sharaawy (Sakat)
Riccardo Montolivo (Cezalı)
Keisuke Honda (Kural)
Sulley Muntari (Cezalı)
Javier Manquillo (Sakat)
Felipe Luis (Sakat)
Tiago (Sakat)

   Milan 2006-07 yılında bir numaralı kupanın sahibi olurken sezonu 6. tamamlamıştı. Ama bu sefer çok daha kötüler o zamana göre. Gruplardan hakemler yardımıyla çıktıklarını söylemek yanlış olmaz. Tabi Milan'ın yine de Şampiyonlar Liginde yabana atılacak bir tarafı yok. Geçtiğimiz sezon rehavete kapılan Barcelona San Siro'dan 2-0 mağlubiyetle ayrıldı. İyileşen Kaka bu maça saklanıyor, Robinho maça yetişemeyecek. Geçtiğimiz sezonun UEFA Avrupa Kupası sahibi Atletico tarafında sakatlıkların durumu belli değil. Felipe Luis ilk maçı kaçıracak ve David Villa kadroda olacak.

   İki takım da oynayacakları lig maçlarına moral bulmak için sahaya çıkacak. Gelecek sene muhtemelen Avrupa'da olamayacak, bu yüzden bu maça tüm camia odaklanmış durumda. Lig maçlarında stadı, neredeyse yarıdan az dolduran Milan taraftarlarının bu maçta en az 40.000'lik bir katılım yapacağı açıklandı taraftar grupları tarafından. Atletico'da ligdeki büyük yükselişini Devler Arenasına yansıtmak istiyor. Farklı durumlarda olan iki takımın mücadelesine sahne olacak San Siro.

   Kilit oyuncular

Kaka

   Kaka son dönemde düşen performansına rağmen takımın en önemli oyuncusu durumunda. Özellikle Şampiyonlar Liginde oynadığı maçlarda gerçekten iyi performanslar sergiledi. İtalyanların hırçın oyuncusu Balotelli'nin ise ne zaman ne yapacağını kimse tahmin edemiyor, 85 dakika sahada gezinen Balotelli bir anda çıkıp jeneriklik bir gol atabiliyor. Ama maç içindeki sürekliliği çok düşük. Bu yüzden takımı organize etme göreve Kaka'ya düşüyor. Bologna karşısında hafif sakatlık geçiren Kaka'nın durumu maç gününde netleşecek.

Diego Costa

   Diego Costa'nın oyun stilinde sürekli olarak rakip savunmayla uğraşmak ve yıpratmak var. Milan'ın zayıf savunmasına karşı bu özelliklerini oldukça ön plana çıkaracaktır. Atletico takım olarak çok kompakt oynayan bir ekip. Ama bitirici iş tamamen onun üzerinde diyebiliriz. Villa'nın sahada olması henüz kesin değil. Muhtemelen 4-5-1 dizilişiyle oynayacak takımın ilerdeki gol ayağı olacak. Deplasmandan elde edilecek avantajı onun sayesinde sağlayabilir Atletico.

  Tahmin

   Şampiyonlar liginde evinde oynadığı 3 maçta sadece 1 gol yiyen Milan'ın, deplasmanlarda gol bulmakta zorlanan Atletico'ya karşı kolay kolay gol yiyeceğini zannetmiyorum. Milan ise bu sezon bir maçta 3 değil 2 gol bile bulmakta zorlanıyor. Bu iki takımın mücadelesinde fazla gol çıkmaz, ben 2,5 gol altı diyorum.

 Kramponlu Pisagor

Muhammed Emir Uysal
Twitter / @mumuderler

29 Ekim 2013 Salı

Chelsea 2 - 1 Manchester City 27.10.2013

   Stamford Brigde'de 9. haftanın en önemli maçında Chelsea evinde Manchester City'yi ağırladı. Arsenal'ın 10 kişiyle Crystal Palace deplasmanında galip gelmesiyle, bu maçın kaybedeni zirveden uzak kalmış olacaktı. Chelsea Mourinho yönetiminde lige istediği kadar iyi başlayamamıştı. Son haftalarda alınan galibiyetler moralleri yerine getirdi, özellikle Schalke deplasmanında aldıkları 2-0'lık galibiyet. City'de aynı şekilde lige iyi giriş yapamadı. Deplasmanda yaptığı puan kayıpları Arsenal'le olan puan farkının açılmasına sebep oldu.
 
   Jose Mourinho maça Eto'o yerine Torres'i oynatarak klasik saha dizilişini bozmadan başladı. City sanıyorum bu maçın çok önemli olmasından dolayı iki ön libero yerine 3 ön liberoyla oynadı. Forvet hattında seçilecek isim çok netti, son 6 maçta 8 gol atan Agüero. Tüm taktik Agüero'yu gol pozisyonuna sokmaktan ibaretti.
    
   Chelsea (4-2-3-1) : Cech - Ivanovic, Cahill, Terry, Ashley Cole - Lampard(66. Obi Mikel), Ramires - Oscar, Hazard(84. Eto'o), Schürrle(66. Willian) - Fernando Torres  Teknik Direktör : Jose Mourinho
   Manchester City (4-3-2-1) : Hart - Zabaleta, Demichelis, Nastasic, Clichy - Javi Garcia(70. Kolarov), Yaya Toure, Fernandinho - Nasri(70. Jesus Navas), Silva - Agüero(86. Negredo) Teknik Direktör : Manuel Pellegrini
   Goller : 33. Andre Schürrle, 90. Fernando Torres / 49. Agüero
   Kartlar : 22. Lampard, 52. Ramires / 27. Zabaleta, 31. Nastasic, 60. Javi Garcia

   İlk düdükle beraber, iki takım da oyun kurarak hücumlar yapmaya çalıştılar. Orta saha oyuncu sayısının fazlalığından dolayı mücadele genelde ortada geçti 15 dakika. Gittikçe artan tempo maça heyecan getirdi. Hazard, Oscar, Schürrle üçlüsü etkili organizasyonlar yaptı ama son paslar yerine ulaşmayınca sonuç alınamadı. Diğer tarafta Agüero'nun sağ ve sol çaprazdan çektiği iki şut Petr Cech'in ellerinde kaldı. Dakikalar 28'i gösterdiğin Torres, bildiğimiz Torres'liğini yaptı. Ramires'in mükemmel ortasında savunmanın arkasına süper bir koşu yaptı, kontrol etti boş alanda karşı karşıya topu üstten auta yolladı. Bütün herkesin ağzı açık kaldı. Ama Torres birkaç dakika sonra kendini affettirmesini bildi. Sırtı dönük aldığı topu sağ kanattan sürükleyerek çizgiye indi, Schürrle'ye sadece topa dokunmak kaldı.
Chelsea'ye geldiği günden beri sürekli olarak eleştirilen Torres kendini bu asistle affettirmiş oldu. Bu golden sonra Torres bir kez daha kendini gösterdi, sol çaprazda buluştuğu topu sert ve düzgün bir şekilde kaleye vurdu top direkten döndü. İlk yarı bu skorla tamamlandı.

   İkinci yarıda tempo tavan yapmaya başladı. Bu yarıya City daha etkili başladı. 49. dakikada Agüero'ya aktarılan topu Agüero süper bir gole dönüştürdü ve skoru eşitledi.
City oyuna ağırlığını koydu bu bölümlerde. Maçtan düşen Chelsea'de Lampard ve Schürrle çıktı, yerine Obi Mikel ve Willian girdi. Pellegrini bu değişikliklere Kolarov ve Navas'ı oyuna alarak karşılık verdi. Orta sahaların oyundan düştüğü, atak sürekliliği olan bir maça dönüştü. Yine Agüero sol çaprazdan kaleyi yokladı, tom yine Cech'in ellerinde kaldı. Son 5 dakikaya girilirken Mourinho üç puan için Hazard yerine Eto'o'yu da oyuna alarak risk aldı. Bu dakikada Agüero saha kenarına gelmiş ve maçın oyuncusu seçilmişti. Herkes maçın bu skorla biteceğini düşünürken, Hart bu maça da damgasını(!) vurdu. Aslında hatalar zincirinin son parçası oydu daha öncesinde Nastasic'in yaptığı hata affedilemezdi. Willian'ın gelişi güzel ileri vurduğu topu takip eden Torres başta Nastasic ve Hart'ın hatasında yararlanarak son dakikada Chelsea'ye kendi evinde galibiyeti getirdi. Gol anında Jose Mourinho'nun yaptığı sevinç görülmeye değerdi. Torres'te bir anlamda "Maçın oyuncusu benim" diye haykırdı.

   Chelsea bugün aldığı galibiyetle Arsenal'e zirvede yalnız değilsin, dedi. Chelsea'nin beni bugün en çok etkilen yönü, hücumdaki çeşitliliği oldu. Hazard olsun, Oscar olsun, Torres olsun çok yetenekli, kendilerini kanıtlamış isimler. Üstelik yedek kulübesinde Juan Mata ve Eto'o gibi isimlerde var. Bugün ilk 11'de kendine şans bulamayan isimlerden bir takım daha kurulabilir. Oyun içine dönelim, Torres'in çabaları bugün galibiyeti getirdi desek yanlış olmaz. Attı, attırdı, kaçırdı, sonuna kadar mücadele etti. Mourinho'nun maçtan sonra "mutlu biri" olmasını sağlayan kişi oldu. Ramires'te günün gizli kahramanı oldu bence. Tam bir 'joker'. Mourinho'nun en sevdiği tip oyunculardan biri(Raul Albiol ve Essien). Torres'in kaçırdığı pozisyonda attığı pas gol olmayı hak etmişti.

   Manchester City bugün kendine yakıştığı gibi oynamadı. Zaten oyun formasyonunda da bunu görebiliyoruz. Tek forvet ve 3 defansif orta saha oyuncusuyla oynadılar. Bir süre bu taktik tuttu aslında. Ama Chelsea özellikle golü yedikten sonra Agüero'ya daha çok önlem aldı. En büyük sorun da bu oldu. B planının olmaması. Pellegrini 1 puanı almak için gelmiş gibiydi ve oyuna korkak başladı. Skor 1-1'ken Mourinho'nun cesur hamlelerine o, o kadar cesurca karşılık veremedi. Silva yapabileceğinin en iyisi yaptı. Agüero zaten sistem onun üzerine kurulduğundan dolayı çok sorumluluk aldı ve açıkçası ben yerine getirdiğini düşünüyorum bu sorumluluklarını. Kompany'nin sakatlığından dolayı ilk kez yeni formasıyla sahaya çıkan Demichelis ve Nastasic ikilisi tandemi tutamadı, hayal kırıklığı yarattı. Hart ise iyi götürdüğü maçı son dakikada Nastasic'in yaptığı hatayla hiç istemediği gibi bitirmek zorunda kaldı. Taraftarı bakalım onu bu seferde kolayca affedebilecek mi?

   Premier Lig ekiplerinin fikstürü biraz daha sıklaştı. Hafta içi salı günü Capital One Cup'ta Chelsea Arsenal'e konuk olacak, herkesin heyecanla beklediği bu maç ligdeki karşılaşmalarından önce test niteliğinde olacak. Mourinho şuana kadar takımda yeterince şans bulamayan isimlere bu maçta formayı verecektir. Gerçi söylediğim gibi yedek kadrosu bile bu ligde iddialı bir takım olur. Çarşamba günü Manchester City, Newcastle deplasmanına gidecek. Onlar içinde aynı şey geçerli, kadro derinliği açısından Chelsea ile birlikte en rahat iki takımdan biri. Taraftarlarına bu mağlubiyeti unutturmak için kupada ellerinden geleni yapacakları aşikar.

Maçın Adamı : Fernando Torres



   Kırılma Anı : Son dakikada gelen gol
   
Hayal Kırıklığı : Nastasic



Maçın Geniş Özeti

 

3 Ekim 2013 Perşembe

Manchester City 1 - 3 Bayern München 02.10.2013

MANCHESTER CITY
Joe Hart: Aslında Hart bugün beni şaşırtmadı. "Klasik" büyük maçlarda rezalet goller yeme serisini devam ettirdi. İlk golde top sekmeden gelmesine rağmen topu yumruklayamaması ve ikinci golde Clichy'nin hatasına o da katılarak kaleden çıkmamasıyla en kötü maçlarından birini ortaya koydu.
Micah Richards: Hücum anlamında City'nin bekleri bugün sınıfta kaldı. Richards bariz bir hata yapmamasına rağmen Ribery'i savunmakta çok güçlük çekti.
Gael Clichy: Maç boyunca takımındaki iyi oynayan tek oyuncuydu. Ta ki Müller'i 2. golde kaçırana kadar. Rakibini tamamen unutunca Bayern'in maçı garantiye almasını sağladı.
Vincent Kompany: Kaptan defans kurgusunu tam olarak sağlayamadı. Müller'i kontrol edemedi.
Nastasic: Lescott'u yedek bıraktıktan sonra şansını iyi değerlendiremedi.
Yaya Toure: City'de ortasahanın direği olan Toure bugün kendinden hiç beklenmeyecek bir performans sergilerdi. Defansından aldığı pasları sürekli olarak kaybedince mağlubiyete yelken açan ilk olarak o oldu.
Fernandinho: Sahadaki en diri oyunculardan biriydi oyun başlarında. Ancak takımıyla beraber o da maç içinde oyundan düştü.
Nasri: Silva varken neden oynadığını anlayamadım açıkçası. hiç pas yapamadı ayağına gelen topları kaybetti.
Jesus Navas: Micah Richards ile birlikte en çok yorulan iki oyuncu olabilir. Maçta hiçbir aksiyon yaratamadı. Vasatın altında performans sergiledi.
Edin Dzeko: Beklenin çok çok altında kalan bir başka City oyuncusu. Belki pek alışık olmadığı bir mevkide oynamamış olabilir ama hiçbir şey saha içinde bu kadar pasif kalmasını açıklayamaz.
Sergio Agüero: City taraftarlarının en çok ümit beslediği isim olan Agüero bu maç sahada neredeyse hiç yoktu. Manchester derbisinde sergilediği futbol ile neler yapabileceğini göstermesine rağmen takıma bugün yeterli katkıyı sağlayamadı.
BAYERN MÜNCHEN
Manuel Neuer: Bugün belki de en pasif adam oydu. Yediği golde yapabileceği bir şey yoktu. Her zamanki gibi rakip forvetlere saldığı korkuyla bu maçta hiç zorlanmadı.
Jerome Boateng : Sürekli önde oynayan Bayern de savunmalar hiç yorulmadı diyebiliriz. Çok gereksiz bir kırmızı kart yedi. Skor 3-0'ken Yaya Toure'ye arkadan müdahelesinenin karşılığını da kızarıp oyundan çıkarken aldı. 
Dante: Hatasız bir maç ve Müller'in golündeki aslan payı Clichy(!) ile beraber onundu. Belki onun için maçın oyuncusu diyebiliriz.
Rafinha: Lahm'ın sağ bekteki eksikliğini hücum yönünde oldukça arıyor Bayern. Yine de bu maçta kendini çok sıkmadan rahat oynadı.
David Alaba: Hücüm ve defans anlamında ikisini aynı anda yapan en iyi sol bek. Maç boyunca savunma kısmında çok iş düşmese de hücümda Ribery'ye sürekli destek verdi.
Schweinsteiger: Geliştirilen tüm ataklarda top onun ayağından bir kez geçiyor. Rahat bir oyunla galibiyet alan Bayern'in orta sahasının bel kemiği durumunda. 
Phillip Lahm: Guardiola'nın göreve gelmesinden sonra yıllardır oynadığı sağ bek pozisyonundan defansif ortasaha mevkisine geçiş yaptı. Savunmayla orta saha arasındaki tüm topları birer birer topladı. Maçı hatasız oynadı desek yanlış olmaz sanırım.
Toni Kroos: Ofansif olarak takımı öne çıkaran adam oydu. Sürekli ceza sahasına yaklaşarak hücumda kalabalıklaşmayı sağladı.
Arjen Robben: Maç genelinde pek ortada gözükmeyen Robben 3. golünü kendi klasiğinin dışında bu sefer sağ ayakla attı. Kendi çok yormadan maçı tamamladı.
Franck Ribery: Ribery bildiğimiz Ribery. Attığı golde Hart'ın büyük hatası olsa bile muhteşem köşeye sert bir şut çekti. Maçın genelinde kendi kanadında zorlanmadı. Olabildiğince takımına maksimum verimi sağladı.
Thomas Müller: Guardiola'nın Messi'den sonraki sahte 9 numarası. Bitmeyen enerjisi sayesinde sürekli rakip savunmaları rahatsız etti. Muhteşem takipçiliğiyle attığı golle City'nin fişini çekti.